İsmet ÜSTEKİN - FOTORES Sergisi

06 - 25 Şubat 2007

www.ismetustekin.com

L.C.C. Tiyatro okulundaki eğitiminden sonra 1971-2005 yılları arasında; Dormen Tiyatrosu, Nisa Serezli -Tolga Aşkıner Tiyatrosu, Devekuşu Kabare Tiyatrosu, Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu, Gülriz Sururi - Engin Cezzar Tiyatrosu, Şan Tiyatrosu, İstanbul Sanat Tiyatrosu, Bakırköy Belediye Tiyatrosu ve Tiyatro İstanbul’da çeşitli oyunlarda rol aldı.Televizyonun siyah beyaz döneminden başlayarak televizyon filmleri ve dizilerinde oynadı.

1975 yılında kendi karanlık odasını da kurarak önceki yıllarda da tutkusu olan fotoğraf çalışmalarını daha yoğunlaştırdı. Tiyatro turneleriyle başlayan geziler, daha sonra Anadolu’nun zengin tarihi ve güzellikleri karşısında kişisel olarak devam etti. Tabi fotoğraf makinesiyle. Yurt dışı gezileri de bir çok fotoğrafına esin kaynağı oldu.

Tiyatro ve fotoğraf çalışmalarına 1982 yılında resim eklendi. Yağlı boya ve pastel boya çalışmalarından oluşan ilk sergisi 1984 yılında İstanbul’da oldu.

1984-1992 yılları arasında; İstanbul, Bursa, Diyarbakır, Elazığ, Adana, Trabzon, Samsun, Çorum, Ordu ve Ankara’da 14 kişisel resim sergisi açtı, bazı karma sergilere katıldı.

Tiyatro, fotoğraf, resim; Bunların gözleme dayanan bir üçgen oluşturduğunu, birbirleriyle çok güzel örtüştüğünü, birbirlerini tamamladıklarını ve bundan çok yararlandığını söyleyen sanatçı; geçmişte bunun örneklerinin olduğu gibi, son zamanlarda da bu üçlemeyi tamamlayan bazı sanatçılar olmasına işaret ediyor ve daha da çoğalacağına inanıyor.

Sanatçının 2002 yılında başladığı ve özel bir teknikle hazırlayıp ”FOTORES” adını verdiği son dönem çalışmalarını da bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor.

Fotoğrafın bir çerçeve içinde kısıtlanmış bir konu, bir sonuç olmadığını, onun içine girip ters yüz edilebileceğini, bir oyun için hazırlanan karakteri yani insanı tanımanın sonsuzluğu gibi çok değişime uğrayabileceğini düşünen sanatçı diyor ki; “ Mademki dijital ortama geçtik olanaklarından da yararlanalım, onu sanatsal yapımlarda nasıl kullanabileceğimizi araştıralım. Önümüzde her gün gelişen, yakalamak zorunda olduğumuz, bize geniş ufuklar sunan bir dünya var ama zamanımız az…”